Ahmet Taner Kışlalı, Tokat`ın Zile ilçesinde 10 Temmuz 1939'da doğdu.
Kışlalı, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi`ni bitirdikten sonra 1962-63 yılları arasında Yenigün Gazetesi’nde yazı işleri müdürlüğü yaptı. 1968-72 yılları arasında öğretim görevlisi olan Ahmet Taner Kışlalı, 1967 Paris Hukuk Fakültesi’nde doktorasını yaptı. 1988 yılında da profesör olan Ahmet Taner Kışlalı, 1977'de Cumhuriyet Halk Partisi`nden 5. Dönem İzmir Milletvekili seçildi. Kışlalı, Bülent Ecevit tarafından kurulan 42. Hükümet`te 1978-79 yıllarında Kültür Bakanı olarak görev yaptı.
12 Eylül sonrasında üniversiteye dönen Kışlalı, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi`nde siyaset bilimi dersleri verdi. Ahmet Taner Kışlalı, aynı zamanda Cumhuriyet Gazetesi`nde ''Haftaya Bakış'' başlığıyla köşe yazıları yazıyordu.
Kışlalı, 21 Ekim 1999 Perşembe günü, Ankara'da evinin önünde uğradığı bombalı saldırı sonucu vefat etti.
6 Mart 2010 Cumartesi
Aydın Doğan
1936 yılında Kelkit'te doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kelkit'te, lise öğrenimini Erzincan'da tamamladı.
1956 ve 1960 yılında İstanbul Yüksek İktisat ve Ticaret Mektebi'nde okudu. Öncü kişiliği sayesinde öğrencilik yıllarında "Talebe Cemiyeti" başkanlığı yaptı. Daha henüz okurken yani, 1958'de babasından ayrı olarak firma kurdu. Mecidiyeköy Vergi Dairesine kayıt yaptırarak, nakliyecilik, müteahhitlik, otomobil, ticari araç, iş ve inşaat makinaları ile ilgili işler yapmaya başladı. 1961 yılında ilk şahsi şirketini kurdu. 1970 yılına kadar zahirecilik ve ecza depoculuğu gibi işlerle de uğraştı.
1974'de ilk sanayi şirketini kurdu. Bu yıldan sonra İstanbul Ticaret Odası Meclis ve Yönetim Kurulu Üyeliği, onu takip eden yıllarda da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı.
1979 yılında Milliyet Gazetesi'ni devir alarak yayıncılığa girdi. O yıllarda en yeni yayıncı iken bugün ulusal gazete sahiplerinin en kıdemlisi oldu. 1986 - 1996 yılları arasında Türkiye Gazete Sahipleri Sendikası Başkanlığı'nı da üstlendi. 1998 yılında Tokyo'da yapılan Dünya Yayıncılık Birliği (WAN) toplantısında ülkemizden, seçimle ilk kez Yönetim Kurulu Üyeliği'ne seçildi. 1999 yılında T.C. Devlet Üstün Hizmet madalyası ile ödüllendirildi.1999 yılında Girne Amerikan Üniversitesi'nden ve 2000 yılında da Ege Üniversitesi'nden fahri doktora unvanı aldı.
Doğan, 1977 yılından bu yana İstanbul Ticaret Odası vergi rekortmenleri arasındadır. 1996 yılında Aydın Doğan Vakfını kurarak eğitim ve kültüre hizmete başladı. Kendisinin ve aile fertlerinin ismini taşıyan 5 okul yaptırdı. 1958 yılında 3 kişi ile başladığı Doğan Grubunu bu gün 15.000'i aşkın çalışanıyla muazzam bir grup haline getirdi. Doğan Grubu yayıncılıktan sanayiye, bankacılıktan turizme kadar 50 adet şirketten oluşmaktadır. Aydın Doğan evli, 4 çocuk sahibidir.
http://www.aydindoganvakfi.org.tr
1956 ve 1960 yılında İstanbul Yüksek İktisat ve Ticaret Mektebi'nde okudu. Öncü kişiliği sayesinde öğrencilik yıllarında "Talebe Cemiyeti" başkanlığı yaptı. Daha henüz okurken yani, 1958'de babasından ayrı olarak firma kurdu. Mecidiyeköy Vergi Dairesine kayıt yaptırarak, nakliyecilik, müteahhitlik, otomobil, ticari araç, iş ve inşaat makinaları ile ilgili işler yapmaya başladı. 1961 yılında ilk şahsi şirketini kurdu. 1970 yılına kadar zahirecilik ve ecza depoculuğu gibi işlerle de uğraştı.
1974'de ilk sanayi şirketini kurdu. Bu yıldan sonra İstanbul Ticaret Odası Meclis ve Yönetim Kurulu Üyeliği, onu takip eden yıllarda da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı.
1979 yılında Milliyet Gazetesi'ni devir alarak yayıncılığa girdi. O yıllarda en yeni yayıncı iken bugün ulusal gazete sahiplerinin en kıdemlisi oldu. 1986 - 1996 yılları arasında Türkiye Gazete Sahipleri Sendikası Başkanlığı'nı da üstlendi. 1998 yılında Tokyo'da yapılan Dünya Yayıncılık Birliği (WAN) toplantısında ülkemizden, seçimle ilk kez Yönetim Kurulu Üyeliği'ne seçildi. 1999 yılında T.C. Devlet Üstün Hizmet madalyası ile ödüllendirildi.1999 yılında Girne Amerikan Üniversitesi'nden ve 2000 yılında da Ege Üniversitesi'nden fahri doktora unvanı aldı.
Doğan, 1977 yılından bu yana İstanbul Ticaret Odası vergi rekortmenleri arasındadır. 1996 yılında Aydın Doğan Vakfını kurarak eğitim ve kültüre hizmete başladı. Kendisinin ve aile fertlerinin ismini taşıyan 5 okul yaptırdı. 1958 yılında 3 kişi ile başladığı Doğan Grubunu bu gün 15.000'i aşkın çalışanıyla muazzam bir grup haline getirdi. Doğan Grubu yayıncılıktan sanayiye, bankacılıktan turizme kadar 50 adet şirketten oluşmaktadır. Aydın Doğan evli, 4 çocuk sahibidir.
http://www.aydindoganvakfi.org.tr
Haydar Baş
İçişleri Bakanlığı, YÖK ve Üniversitelerarası Kurul’un yaptığı incelemeler sonunda, Kadiri Tarikatı şeyhlerinden, TV kanalı sahibi Haydar Baş’ın akademik kariyer yapmadan "Prof. Dr." unvanı kullandığı ortaya çıktı.
…
YÖK Başkanı Kemal Gürüz imzalı ikinci yazı ise Radyo Televizyon Üst Kurulu Başkanlığı’na gönderildi. Yazıda, Üniversitelerarası Kurul’un yaptığı incelemeye değinilerek, şu görüşlere yer verildi:
"İlgilinin bu unvanı Türk yükseköğretim kurumlarındaki çalışmaları dolayısıyla almadığı veya iddia ettiği gibi yabancı ülkelerdeki yükseköğretim kurumlarından almış olsa bile bu unvanın Türkiye’de geçerliliğinin belirlenmesi amacıyla Üniversitelerarası Kurul’a müracaat etmediği anlaşılmıştır.
... unvanın eşdeğerliliğinin tespit edilmesi amacıyla belgelerin istenmesi üzerine ilgilinin bu belgeleri vermeyeceği ve eşdeğerlilik başvurusunda bulunmayacağını belirtmesi nedeniyle profesör unvanını hak etmeden kullandığı sonucuna varılmıştır. Konunun Başkanlığınızca değerlendirilmesini arz ederim."
http://www.milliyet.com.tr/2002/04/07/guncel/gun01.html
…
YÖK Başkanı Kemal Gürüz imzalı ikinci yazı ise Radyo Televizyon Üst Kurulu Başkanlığı’na gönderildi. Yazıda, Üniversitelerarası Kurul’un yaptığı incelemeye değinilerek, şu görüşlere yer verildi:
"İlgilinin bu unvanı Türk yükseköğretim kurumlarındaki çalışmaları dolayısıyla almadığı veya iddia ettiği gibi yabancı ülkelerdeki yükseköğretim kurumlarından almış olsa bile bu unvanın Türkiye’de geçerliliğinin belirlenmesi amacıyla Üniversitelerarası Kurul’a müracaat etmediği anlaşılmıştır.
... unvanın eşdeğerliliğinin tespit edilmesi amacıyla belgelerin istenmesi üzerine ilgilinin bu belgeleri vermeyeceği ve eşdeğerlilik başvurusunda bulunmayacağını belirtmesi nedeniyle profesör unvanını hak etmeden kullandığı sonucuna varılmıştır. Konunun Başkanlığınızca değerlendirilmesini arz ederim."
http://www.milliyet.com.tr/2002/04/07/guncel/gun01.html
ADNAN OKTAR
1956 yılında Ankara'da doğan Adnan Oktar, Türkiye’nin önemli fikir adamlarından biridir. Milli ve manevi değerlerine son derece bağlı olan ve inandığı mukaddes değerleri diğer insanlara anlatmayı insani bir görev olarak kabul eden Adnan Oktar, fikri mücadelesine 1979 yılında, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'ndeki eğitimi sırasında başlamıştır. Üniversite dönemi boyunca, çevresine hakim olan materyalist felsefe ve ideolojilerin çarpıklıkları hakkında, onları savunanlardan daha fazla bilgi ve yorum sahibi olacak kadar detaylı araştırmalar yapmıştır. Bu bilgi birikiminin sonucunda ise, milli ve manevi değerlerimizi tehdit eden, bölücü ideolojinin temellerini oluşturan Darwinizm ve evrim teorisinin ülkemize ve dünyaya getirdiği zararlar ve bu teorinin modern bilim karşısındaki yenilgisi ile ilgili eserler hazırlamıştır. New Scientist dergisinin 22 Nisan 2000 tarihli sayısındaki ifade ile evrim teorisinin yanlışlığının ve yaratılış gerçeğinin anlatılması konusunda Sayın Oktar "uluslararası bir kahraman" haline gelmiştir. Yazarın materyalizm ve Darwinizm'e karşı verdiği fikri mücadele sık sık National Geographic, Science, New Scientist, NSCE Reports gibi çoğunluğu evrimci olan yabancı yayın organlarında da gündeme getirilmektedir. National Geographic dergisinin Kasım 2004 tarihli İngilizce ve Almanca baskılarında, yazarın, Yaratılış Gerçeği ile ilgili çalışmalarından bahsedilmiş, Evrim Aldatmacası adlı kitabından şöyle bir alıntıya yer verilmiştir: "Bu teori, dünya sistemini yönlendiren güçler tarafından bizlere empoze edilmeye çalışılan bir aldatmacadan başka birşey değildir." Yazar ayrıca dünya tarihi ve siyaseti üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle Siyonizm ve Masonluk hakkında da kitaplar yazmıştır. Yazarın kitaplarında eleştirdiği Siyonizm, dünya hakimiyetini iddia eden, diğer insanları değersiz varlıklarmış gibi gören, Yahudilerin dünyanın en üstün insanları olduğunu ve Allah'ın yalnızca kendi ilahları olduğunu iddia eden radikal Siyonistlerin asılsız iddialarıdır. Yoksa yazarın yazılarında kastettiği, kesinlikle, Yahudilerin kendi devlet sınırları içinde, güven ve huzur içinde yaşama haklarını red manasında değildir.
Bu eserlerin yanı sıra Kuran ahlakını ve imani konuları anlatan eserleriyle birlikte yazar, 200'ü aşkın kitabın sahibidir.
Cavit Yalçın müstear ismini de kullanan Adnan Oktar, eserlerinin büyük bir bölümünü Harun Yahya müstear ismiyle yayınlamıştır. Bu müstear ismi, “inkarcı düşünceye karşı mücadele eden iki Peygamberin hatıralarına hürmeten isimlerini yad etmek için” Harun ve Yahya isimlerinden oluşturulmuştur..
Yazar tarafından kitapların kapağında Resulullah'ın mührünün kullanılmış olmasının sembolik anlamı ise, kitapların içeriği ile ilgilidir. Bu mühür, Kuran-ı Kerim'in Allah'ın son kitabı ve son sözü, Peygamberimizin de hatem-ül enbiya olmasını remzetmektedir. Yazar da, yayınladığı tüm çalışmalarında, Kuran'ı ve Resulullah'ın sünnetini kendine rehber edinerek, inkarcı düşünce sistemlerinin tüm temel iddialarını tek tek çürütmeyi ve dine karşı itirazlarını tam olarak susturacak "son söz"ü söylemeyi hedeflemektedir. Çok büyük bir hikmet ve kemal sahibi olan Resulullah'ın mührü, bu son sözü söyleme niyetinin bir duası olarak kullanılmıştır.
Yazarın tüm çalışmalarındaki ortak hedef, insanlara Kuran'ın tebliğini ulaştırmak ve böylelikle onları Allah'ın varlığı, birliği ve ahiret gibi temel imani konular üzerinde düşünmeye sevk etmek ve bazı önemli konuları hatırlatmaktır.
Harun Yahya'nın eserleri Hindistan'dan Amerika'ya, İngiltere'den Endonezya'ya, Polonya'dan Bosna'ya, İspanya'ya ve Brezilya'ya kadar dünyanın pek çok ülkesinde beğeniyle okunmaktadır. İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca, İspanyolca, Portekizce, Urduca, Çince, Arapça, Arnavutça, Rusça, Boşnakça, Uygurca, Endonezyaca, Azerice, Bengolice, Bulgarca, Danimarkaca, Lehçe, Malezyaca, Portekizce, Sırpça gibi hemen her dile çevrilen eserler yurtdışında geniş bir okuyucu kitlesi tarafından takip edilmektedir.
Dünyanın dört bir yanında olağanüstü takdir toplayan bu eserler pek çok insanın iman etmesine, pek çoğunun da imanında derinleşmesine vesile olmaktadır. Kitapları okuyan, inceleyen her kişi, bu derin farklılığın ve faydanın, eserlerdeki hikmetli, akılcı, kolay anlaşılır ve samimi üslubun farkına varmaktadır. Bu eserler süratli etki, kesin netice, itiraz edilemezlik, çürütülemezlik özellikleri taşımaktadır. Eserlerin her birinde hiç kimsenin reddedemeyeceği, samimi, açık, ispatlı bir anlatım vardır. Kuşkusuz bu özellikler, Allah'ın nasip ettiği bir hikmet ve anlatım çarpıcılığından kaynaklanmaktadır.
Bu gerçekler göz önünde bulundurulduğunda insanların görmediklerini görmelerini sağlayan, hidayetlerine vesile olan bu eserlerin okunmasının teşviki de elbette önemli bir hizmet olmaktadır.
Ne var ki bu değerli eserleri tanıtmak yerine, insanlara şüphe veren, karmaşa yaratan, hiçbir faydası olmayan eserlerin savunuculuğunu yapanlar da vardır. Bu kişiler Müslümanların içinde bulundukları durumu, çektikleri eziyetleri düşünmelidirler. Dünyada süregelen zulüm ve kargaşalardan kurtulmanın tek yolunun Kuran ahlakının yaşanması ve anlatılması olduğunu da unutmamalıdırlar. Bilmelidirler ki, yazarın eserleri bu hizmette öncü rol üstlenmiştir ve bu eserler, Allah'ın izniyle, 21. yüzyılda dünya insanlarını Kuran'da tarif edilen huzur ve barışa, doğruluk ve adalete, güzellik ve mutluluğa taşımaya bir vesile olacaktır.
Bu eserlerin yanı sıra Kuran ahlakını ve imani konuları anlatan eserleriyle birlikte yazar, 200'ü aşkın kitabın sahibidir.
Cavit Yalçın müstear ismini de kullanan Adnan Oktar, eserlerinin büyük bir bölümünü Harun Yahya müstear ismiyle yayınlamıştır. Bu müstear ismi, “inkarcı düşünceye karşı mücadele eden iki Peygamberin hatıralarına hürmeten isimlerini yad etmek için” Harun ve Yahya isimlerinden oluşturulmuştur..
Yazar tarafından kitapların kapağında Resulullah'ın mührünün kullanılmış olmasının sembolik anlamı ise, kitapların içeriği ile ilgilidir. Bu mühür, Kuran-ı Kerim'in Allah'ın son kitabı ve son sözü, Peygamberimizin de hatem-ül enbiya olmasını remzetmektedir. Yazar da, yayınladığı tüm çalışmalarında, Kuran'ı ve Resulullah'ın sünnetini kendine rehber edinerek, inkarcı düşünce sistemlerinin tüm temel iddialarını tek tek çürütmeyi ve dine karşı itirazlarını tam olarak susturacak "son söz"ü söylemeyi hedeflemektedir. Çok büyük bir hikmet ve kemal sahibi olan Resulullah'ın mührü, bu son sözü söyleme niyetinin bir duası olarak kullanılmıştır.
Yazarın tüm çalışmalarındaki ortak hedef, insanlara Kuran'ın tebliğini ulaştırmak ve böylelikle onları Allah'ın varlığı, birliği ve ahiret gibi temel imani konular üzerinde düşünmeye sevk etmek ve bazı önemli konuları hatırlatmaktır.
Harun Yahya'nın eserleri Hindistan'dan Amerika'ya, İngiltere'den Endonezya'ya, Polonya'dan Bosna'ya, İspanya'ya ve Brezilya'ya kadar dünyanın pek çok ülkesinde beğeniyle okunmaktadır. İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca, İspanyolca, Portekizce, Urduca, Çince, Arapça, Arnavutça, Rusça, Boşnakça, Uygurca, Endonezyaca, Azerice, Bengolice, Bulgarca, Danimarkaca, Lehçe, Malezyaca, Portekizce, Sırpça gibi hemen her dile çevrilen eserler yurtdışında geniş bir okuyucu kitlesi tarafından takip edilmektedir.
Dünyanın dört bir yanında olağanüstü takdir toplayan bu eserler pek çok insanın iman etmesine, pek çoğunun da imanında derinleşmesine vesile olmaktadır. Kitapları okuyan, inceleyen her kişi, bu derin farklılığın ve faydanın, eserlerdeki hikmetli, akılcı, kolay anlaşılır ve samimi üslubun farkına varmaktadır. Bu eserler süratli etki, kesin netice, itiraz edilemezlik, çürütülemezlik özellikleri taşımaktadır. Eserlerin her birinde hiç kimsenin reddedemeyeceği, samimi, açık, ispatlı bir anlatım vardır. Kuşkusuz bu özellikler, Allah'ın nasip ettiği bir hikmet ve anlatım çarpıcılığından kaynaklanmaktadır.
Bu gerçekler göz önünde bulundurulduğunda insanların görmediklerini görmelerini sağlayan, hidayetlerine vesile olan bu eserlerin okunmasının teşviki de elbette önemli bir hizmet olmaktadır.
Ne var ki bu değerli eserleri tanıtmak yerine, insanlara şüphe veren, karmaşa yaratan, hiçbir faydası olmayan eserlerin savunuculuğunu yapanlar da vardır. Bu kişiler Müslümanların içinde bulundukları durumu, çektikleri eziyetleri düşünmelidirler. Dünyada süregelen zulüm ve kargaşalardan kurtulmanın tek yolunun Kuran ahlakının yaşanması ve anlatılması olduğunu da unutmamalıdırlar. Bilmelidirler ki, yazarın eserleri bu hizmette öncü rol üstlenmiştir ve bu eserler, Allah'ın izniyle, 21. yüzyılda dünya insanlarını Kuran'da tarif edilen huzur ve barışa, doğruluk ve adalete, güzellik ve mutluluğa taşımaya bir vesile olacaktır.
Necmettin Erbakan
1926 yılında Sinop'ta doğdu.1948 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi'ni bitirerek mühendis oldu.Aynı kurumda öğretim üyesi oldu, 1962 yılında profesörlüğe yükseldi.TOBB Başkanı seçildi.1969'da bağımsız olarak milletvekili seçildi.1970'de Milli Nizam Partisi'ni kurdu.Parti 1971 yılında kapatıldı.1973'te Milli Selamet Partisi adıyla kurulan yeni partiye girdi ve bilahare genel başkan seçildi.1973'te MSP Bülent Ecevit'in genel başkanı olduğu CHP ile koalisyon yaptı.Kurulun bu hükümette Erbakan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı oldu.1974-1977 yılları arasında Milliyetçi Cephe hükümetlerinde aynı sıfatla yer aldı.12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra siyaset yapması yasaklandı.Siyasi yasağının kalkması üzerine 1987 yılında Refah partisi'nin genel başkanı seçildi.RP-DYP Koalisyon hükümetinde başbakanlık yaptı.28 Şubat 1997 süreciyle yıkılan hükümetten sonra Refah Partisi kapatıldı ve Necmettin Erbakan'ın siyasi yasağı başladı.Erbakan hakkında ayrıca Bingöl'de yaptığı bir konuşmadan dolayı 1 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.Af kanunuyla hapis cezasından kurtuldu.
İsmet İnönü
2.CUMHURBAŞKANI
GÖREV SÜRESi
11 KASIM 1938
22 MAYIS 1950
1884 yılında İzmir’de doğdu. ilk ve orta öğrenimini Sivas' ta tamamladıktan sonra Mühendishane idadisini (Askerî Lise) bitirdi.
1903 yılında Kara Harp Okulu'ndan, 1906 yılında Harp Akademisi'nden mezun olarak, ordunun çeşitli kademelerinde görev yaptı.
1910-1913 yılları arasında Yemen isyanı'nın bastırılması harekâtına katıldı.
Bu ve bundan önceki görevlerinde hudut problemleri ve asilerle yapılan anlaşmalarda görev aldı. Birinci Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi'nde Kolordu Komutanı oldu.Suriye Cephesi'nde savaştı; Millî Mücadele sırasında Mustafa Kemal Atatürk'le birlikte çalıştı. Edirne milletvekilliği ve bakanlık yaptı. Albay ismet Bey, mebusluk ve bakanlık da uhdesinde kalarak Garp Cephesi Komutanlığı’na getirildi. 25 Ekim 1920'den sonra Batı Cephesi Komutanı olarak Çerkez Ethem kuvvetleriyle çatıştı..Birinci ve ikinci İnönü Savaşlarını yönetti. Tuğgeneral rütbesine yükseldi.
Sakarya Meydan Savaşı ve Büyük Taarruz'dan sonra kazanılan zafer üzerine Mudanya Mütarekesi'nde Büyük Millet Meclisi'ni temsil etti. Lozan
Barış Konferansı'na Dışişleri Bakan ve Türk heyeti başkanı olarak katıldı.
24 Temmuz 1923'te Lozan Antlaşması’nı imzaladı.
Cumhuriyetin ilânından sonra 1923-1924 yıllarında ilk hükümette Başbakan olarak görev aldı, 1924-1937 yılları arasında bu görevini sürdürdü. Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünden sonra, 1938 yılında, TBMM tarafından Türkiye'nin ikinci Cumhurbaşkanı olarak seçildi.ikinci Dünya Savaşı
sırasında cumhurbaşkanıydı. 1950 yılında, yapılan seçimleri kaybettikten sonra, 1960 yılına kadar Ana Muhalefet Partisi Başkanı olarak siyasî hayatını sürdürdü. 27 Mayıs harekâtından sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi ve 10 Kasım 1961 tarihinde Başbakanlığa atandı.
1965 yılında bu görevden ayrıldıktan sonra milletvekili olarak siyasî hayatına devam etti, 1972'de Parti Genel Başkanlığı ve milletvekilliğinden istifa ederek; ölünceye kadar (25 Aralık 1973) Anayasa gereğince Cumhuriyet Senatosu tabiî üyeliği görevinde bulundu.
GÖREV SÜRESi
11 KASIM 1938
22 MAYIS 1950
1884 yılında İzmir’de doğdu. ilk ve orta öğrenimini Sivas' ta tamamladıktan sonra Mühendishane idadisini (Askerî Lise) bitirdi.
1903 yılında Kara Harp Okulu'ndan, 1906 yılında Harp Akademisi'nden mezun olarak, ordunun çeşitli kademelerinde görev yaptı.
1910-1913 yılları arasında Yemen isyanı'nın bastırılması harekâtına katıldı.
Bu ve bundan önceki görevlerinde hudut problemleri ve asilerle yapılan anlaşmalarda görev aldı. Birinci Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi'nde Kolordu Komutanı oldu.Suriye Cephesi'nde savaştı; Millî Mücadele sırasında Mustafa Kemal Atatürk'le birlikte çalıştı. Edirne milletvekilliği ve bakanlık yaptı. Albay ismet Bey, mebusluk ve bakanlık da uhdesinde kalarak Garp Cephesi Komutanlığı’na getirildi. 25 Ekim 1920'den sonra Batı Cephesi Komutanı olarak Çerkez Ethem kuvvetleriyle çatıştı..Birinci ve ikinci İnönü Savaşlarını yönetti. Tuğgeneral rütbesine yükseldi.
Sakarya Meydan Savaşı ve Büyük Taarruz'dan sonra kazanılan zafer üzerine Mudanya Mütarekesi'nde Büyük Millet Meclisi'ni temsil etti. Lozan
Barış Konferansı'na Dışişleri Bakan ve Türk heyeti başkanı olarak katıldı.
24 Temmuz 1923'te Lozan Antlaşması’nı imzaladı.
Cumhuriyetin ilânından sonra 1923-1924 yıllarında ilk hükümette Başbakan olarak görev aldı, 1924-1937 yılları arasında bu görevini sürdürdü. Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünden sonra, 1938 yılında, TBMM tarafından Türkiye'nin ikinci Cumhurbaşkanı olarak seçildi.ikinci Dünya Savaşı
sırasında cumhurbaşkanıydı. 1950 yılında, yapılan seçimleri kaybettikten sonra, 1960 yılına kadar Ana Muhalefet Partisi Başkanı olarak siyasî hayatını sürdürdü. 27 Mayıs harekâtından sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi ve 10 Kasım 1961 tarihinde Başbakanlığa atandı.
1965 yılında bu görevden ayrıldıktan sonra milletvekili olarak siyasî hayatına devam etti, 1972'de Parti Genel Başkanlığı ve milletvekilliğinden istifa ederek; ölünceye kadar (25 Aralık 1973) Anayasa gereğince Cumhuriyet Senatosu tabiî üyeliği görevinde bulundu.
Abdullah Öcalan
Abdullah Öcalan 1948 yılında Güneydoğu Anadolu'da bir köyde dünyaya geldi. 7 Kasım 1978 tarihinde terör örgütü PKK'yı kurdu. Kısa bir süre sonra Suriye'ye geçen Abdullah Öcalan, örgütün kanlı eylemlerini buradan yönetmeye başladı. Kandırdığı gençler bölücü terör örgütü adına eylem yaparken, Öcalan savaş alanına hiç inmeden oturduğu yerde rahat bir yaşam sürdü.Türkiye'nin ısrarlı takibi sonucu Suriye, Öcalan'ı topraklarından çıkarmak zorunda kaldı. Suriye'den Rusya'ya, oradan İtalya'ya geçen Öcalan İtalyan Hükümeti tarafından da ülkeden çıkarılınca kendisine sığınacak yer aramaya başladı. Yunanistan Hükümeti, kuruluşundan beri destek verdiği PKK'nın liderini Kenya Büyükelçiliği'nde saklamaya karar verdi.
Türk Güvenlik Güçleri'nin düzenlediği bir operasyonla Kenya'da kıskıvrak yakalanan terörist başının üzerinden sahte bir Kıbrıs Rum Kesimi pasaportu çıktı. Eli kanlı terör örgütünün başı, Türkiye'de, İmralı Cezaevi'nde yargılandı ve hak ettiği idam cezasına çarptırıldı. Abdullah Öcalan idam cezası Yargıtay tarafından 25 Kasım 1999 tarihinde onandı.
Türk Güvenlik Güçleri'nin düzenlediği bir operasyonla Kenya'da kıskıvrak yakalanan terörist başının üzerinden sahte bir Kıbrıs Rum Kesimi pasaportu çıktı. Eli kanlı terör örgütünün başı, Türkiye'de, İmralı Cezaevi'nde yargılandı ve hak ettiği idam cezasına çarptırıldı. Abdullah Öcalan idam cezası Yargıtay tarafından 25 Kasım 1999 tarihinde onandı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Kategoriler
- Kişiler (44)
- Terör Örgütleri (5)
Mustafa Kemal ATATÜRK